Transkripti indirmek için - PDF
L-32 NÜKLEER KİMYA ve TEMEL REAKSİYONLAR
Evet,
bugün kinetikle devam ediyoruz. Çarşamba günü 1. Dereceden reaksiyonların
kinetiğini işledik bugün de bir kısmının özetini yapacağız. Ve ikinci dereceden
kinetiğe geçeceğiz. Geriye dönüp kimyasal dengeden bahsedeceğiz. Tekrarını
yapmayı en sevdiğim konulardan birisidir. Reaksiyon mekanizmasından
bahsedeceğiz. Bahsetmemiz gereken diğer bir şey ise belki bazılarınız sonsuz
koridordaki aktiviteleri görmüşsünüzdür. Bugün dünya AIDS günü. Bugün AIDS
tedavisinde kullanılan bileşikler, temelde, bu enzimler için inhibitör görevi
yapar. Bu ilaçları tasarlamak için, enzimin reaksiyon mekanizmasının
anlaşılması gerekiyordu. Enzimler vücuttaki katalizörlerdir.
Tıpçıların,
HIV virüsüne karşı kullanılan inhibitörleri tasarlamaları için bilmeleri
gereken şeyler, işleyeceğimiz bu konuda çok geçiyor. Reaksiyon mekanizmasından
ve enzimlerin katalizinden yani bugün HIV virüsünün tedavisinde kullanılan
temel noktalardan bahsedeceğiz.
Geçen
çarşambanın bir özeti. Birinci dereceden reaksiyonların yarılanma süresinden
bahsettik. Birinci derecen kinetikten bahsettik integrated birinci derece hız kanununu
ve yarılanma süresini öğrendik. Geçen ders, birinci derece yarılanma süresine
örnek olarak radyoaktiviteyi verdiniz. Bugün bu konudan bahsedeceğiz.
Geçen
dersin kısa bir hatırlatması. Birinci dereceden integrated hız kanununu biliyorsunuz.
Yarılanma süresi, bir maddenin yarısının harcanması için geçen süre. Yarılanma
süresini kısaca t1/2 olarak gösteriyoruz. Maddenin yarısının
harcanması için geçen süre. Maddenin başlangıçtaki miktarının yarısı bölü [A]O
, AO lar birbirini götürür. ln1/2, -kt1/2
ye eşit olur. k hız sabiti. ½ nin ln’ini
alıyoruz. Eşitliği tekrar düzenleyerek, yarılanma süresini 0.6931/k buluruz.
Birinci
dereceden yarılanma süresine örnek olarak radyoaktif bozunmaları verebiliriz.
Bunun birinci dereceden olmasının nedeni, bir çekirdeğin bozunmasının,
etrafındaki çekirdeklerin bozunmalarından bağımsız olmasıdır. Dolayısıyla bu,
başlangıç derişiminden bağımsızdır. Bu yüzden birinci
derecedir. Notlarınızdaki boşluklara dikkat edin.
Radyoaktif
bozunmaya, birinci dereceden integrated hız kanununu
uygulayabiliriz. Burada geçen ders öğrendiğimiz eşitlikler var. Bu, birinci
dereceden hız kanunun farklı bir gösterimi. A maddesinin belirli bir t anındaki
derişimi, ilk derişimi çarpı e-kt dir. Hız sabiti k ve geçen zaman t. Bu eşitlikten ve
birinci dereceden yarılanma süresinden bahsettik.
Aynı
eşitlikleri kullanabiliriz. Fakat genellikle bunları, A’nın derişimi cinsinden
görmezsiniz. Bu ifadeyi, çekirdek sayısı ya da aktiflik için kullanılan a
cinsinden görebilirsiniz. Yani derişim yerine, bozunan çekirdek sayısı yani N
kullanıyoruz.
Aynı
ifadeyi yazalım fakat şimdi A’nın derişimi yerine N yazalım. Bu durumda,
çekirdek sayısı; başlangıçtaki çekirdek sayısı*e-kt
ye eşittir. k hız sabiti burada bozunma sabitidir. t de zaman.
Kimyasal
kinetikte, belirli bir zamandaki derişim değişikliklerinden bahsederiz ama
nükleer kinetikte, bozunma sayısından yani
bozunuma uğrayan çekirdek sayısından bahsederiz. Nükleer kinetikte bozunmaları Geiger sayacı ile
ölçeriz. Yani, bu radyasyonu ölçer. Dolaşıp, sınıfı kontrol edeceğim. Farklı
klikleri duyabilirsiniz. Bakın dolaştıkça klikler farklılaşıyor. Burada problem
var mı, bakalım. Çok az. Evet, iyi. Her zaman az da olsa radyasyon olur. Burası
çok iyi.
Bu bir Geiger sayacıdır.
Nükleer kinetiği, radyoaktiviteyi ölçer. Laboratuarımda bundan bir tane var.
Çünkü deneylerde X- ışınları kullanıyoruz. Bunu burada bırakalım, biz devam
ederken o da ölçemeye devam etsin.
Burada bu ünitede bahsedeceğimiz bir terimimiz var; A.
Bu, A’nın derişimi değil, aktifliktir. Burada aktiflik yani bozunma hızı, yani
büyük A; çekirdek sayısındaki değişimdir. Yani bozunma sabiti çarpı çekirdek
sayısına eşittir. Genellikle bazı radyoaktif bileşiklerin aktifliklerinden
bahsedilir.
Aktiflik çekirdek sayısıyla doğru orantılı olduğu
için, bu ifadeyi şu şekilde de yazabilirsiniz. Çekirdek sayısı, başlangıçtaki
çekirdek sayısı*e-kt ye eşittir olarak
yazabilirsiniz veya aktiflik cinsinden de yazabilirsiniz. Aktiflik,
başlangıçtaki aktiflik*e-kt ye eşittir. Bu
eşitliklerin hepsi, bu şekilde yazılabilir.
Birimlerden de kısaca bahsedelim. Aktivitenin birimi Bq, Becquerel’dir. Bir Fransız bilim
adamı. İlk adı Henry ve benim Fransızca telaffuzum pek iyi değil. Günümüzde
kullanılan birimi bu. Bir saniyedeki radyoaktif bozunma sayısına eşittir. Saniyedeki
redyoaktif bozunma sayısına
eşittir. Size tanıdık gelecek olan eski birim Curie
idi. Saniyede 3.7*1010 bozunma demekti. Curie
biriminin nereden geldiğini bilen var mı? “Marie
Curie.” Hayır. Curie
birimi, eşi Pierre Curie’den geliyor. Ben de sizin
gibi düşünürdüm çünkü Marie her zaman eşinden daha ünlü oldu. Ama, Marie Curie iki Nobel ödülü aldı. Bu yüzden onun için çok
üzülmemeliyiz. Sanırım 1903’te aldıkları Nobel ödülü’nü
eşiyle paylaştılar. Ancak 1906’da Pierre Curie bir
yol kazasında öldü. Ona, caddeyi geçen bir şey çarptı. 2. Nobel ödülünü eşiyle
paylaşamadı. 1911’de 2. Ödül geldiğinde o çoktan göçüp gitmişti.
Önceden, birim Curie idi.
Daha sonra çok büyük bir değere geçtik. Curie,
daha sağlıklı çalışmalar için uygun bir birim değildi. Daha hassas bir birim
istediler. Bu noktada, sanırım, Marie Curie, Curie’nin standart birim
olmamasından eşinin ne kadar mutsuz olacağından bahsetmiştir. Ama onun için çok
problem olacağını sanmıyorum. Hala aynı birimi kullanıyor olamazdık çünkü bu
çok çok küçük bir değer. Ve Marie Curie, eşinin
adının çok küçük bir değerle ilintili olmasından hoşlanmazdı.
Curie artık kullanılmıyor. Henry Becquerel radyoaktiviteyi ilk keşfedenlerden biri ve
bahsettiğimiz ilk Nobel ödülünü Curie’lerle paylaştı. Onun soyadı birim olarak
kullanılıyor. Birinci sınıfta kimyacılardan, MIT de ilerlerken, bir bayan bilim
insanının adının birim olarak kullanıldığını görürlerse bana haber vermelerini
isterim. Bu benim bildiğim tek bayan adı taşıyan bir birimdi. Ama öyle
değilmiş, Pierre Curie’nin adıymış. Eğer böyle bir
şeyle karşılaşırsanız, gelecek referansım için bana bildirin. Burada
radyoaktivite için kullanacağınız birim Bq’dur.
Radyoaktivitenin bütün farklı türlerinden sorumlu
değilsiniz. Problem çözerken, bu bilgiyi alırsınız. Farklı radyoaktivite
türlerinden bahsedeceğim. Bazılarında kütle değişimi olur, bazılarında olmaz.
Alfa ışıması,bu notlarınızda yok, tablonun nerde olduğunun referansı var. Bunu
hatırlamak zorunda değilsiniz. O nedenle notlarınıza koymadım. Alfa ışıması
helyuma parçacığı kaybına eşittir. Yani 2 proton 2 nötron kaybedersiniz. Bu büyük
bir kütle değişimidir. Ancak, örneğin
beta ışımasında elektron kaybı söz konusudur. Kütle değişimi olmaz. Farklı
ışıma türlerinde bu tür farklılıklar olur.
Radyoaktif izotopların yarılanma sürelerinde de
farklılıklar olur. Tekrarlıyorum testlerde ya da problem setlerinde bu bilgi
size verilir. Aklınızda tutmak zorunda değilsiniz. Bu tablo kitabınızdakinin
benzeri. Buradaki önemli nokta yarılanma sürelerinin farklı olması. Buradaki a
yıl , d gün demek. Buradaki yarılanma sürelerinin bazıları yıllar, bazıları ise
günler alır. Radyoaktif izotopların yarılanma sürelerinde farklılıklar vardır.
Bazıları çok çok çok uzun süre kalır.
Bugün yarılanma süreleri hakkında bir şiirden
bahsetmek istiyorum. MIT’den mezun olan bir öğrenci
tarafından yazılmış. Mala Radhakrishnan. Kendisi Wellesley üniversitesinde profesör. Wellesley,
Massachusetts’de.
”Yarı ömür günlerimiz.” Başlıklı şiiri tembeller için
kimya koleksiyonundan alınmış. Bu şiir Uranyum 238 bozunma serilerini içeriyor.
Başlıyoruz.
“Yarı ömür günlerimiz. Sevgilim. Sana başımdan
geçenleri yazıyorum. Bütün kimliğim değişti. Ama sevgili, rol yapmaya
çalışmıyorum. Ben uranyum 238 iken kilo vermeye başladım. 5 milyar yıldır
umutlandım ve dua ettim. Nihayet bir alfa ışımasına uğradım. 2 proton ve 2
nötron kapıdan çıktı gitti. Artık bir toryum 234 idim ama çekirdeğim hala
gözlerin için uygun değildi. Gözlerinin büyüklüğü kadar pozitif değildi. Ama bu
sefer yarılanma sürem o kadar uzun değildi. Değişme isteğim çok kuvvetliydi.
Bin yıl değil bir ay sürdü bir beta ışımasıyla protaktinyum’a dönüşmem. Ama sen
beni anında reddettin. Protaktinyumu kim duymuştu ki? Beta ışıması ile, uranyum
234 olmak için çok şey yaptım. Tekrar kendimdim. Ama yeni bir izotop. Ama sen
hala memnun değildin. Umut etmek zorundaydım. 3 alfa ışıması çok zordu. Sırayla
toryum, radyum ve radon oldum. En sonunda seni memnun edeceğimi düşünüyordum.
Kütlem 222 idi. Ama sen ‘kütleni sevmeme rağmen bir soy gazla birlikte olamam‘
dedin. Haklıydın. Reaktif değildim. Seni memnun etmek için proaktif
kaldım.
Birkaç gün sonra seni bulduğumda dedim ki ‘iki alfa
ışıması daha, ve artık kurşunum. Kafanı salladın. Kütle numaram 214, seni mutlu
etmemişti. Bu kütleyle daha önce kötü bir tecrübem olmuştu. Kararsız bir acitone kapıdan çıkıp gitti. Değişmek için gittim. Ama yapabildiğim
tek şey bir beta ışımasıydı. Umutlarım ve rüyalarım çökmeye başlamıştı. Çünkü
beta ışıması kütle numarasını değiştirmez. Bizmuttan polonyuma. Umut ettim. Nihayet
çağırıldım. Yarılanma sürem 164 mikro saniye olmuştu.
Nihayet bir alfa ışıması oldu. Kütle numaramın 210 a
düşüşü ile ödüllendirildim. Çok yorulduğumu kabul etmeliydim. Sana olan sabrım
bitmek üzereydi. Daha önceki sevgililerime göre çok kaprisliydin. Enerjimin
çoğu çoktan bitmişti. Ama hala mutlu değildin. Nihayet düzelmiştin. 206
numarasını bende çok sevdim. Beta ışımasıyla başlayan ve bir tane daha beta
ışıması geçirdiğim o güne kadar yıllarca bekledim. En sonunda 206 olmuştum. Daha
çok değişmeye gücüm yetmezdi. Artık aktif değildim. Ama mutlu ve kararlıydım.
Bu noktaya gelmek milyarlarca yıl aldı. Bak ne kadar değiştim. Hepsi senin için.
Dur, ne dedin? Çok yaşlı olduğun için, senin yerine
genç bir altınla olmamı mı söyledin? Vazgeçerim balkabağım. Bu kadar emeğim hiçbir
şeye değmeyecek mi? Artık beni sen yönetmeyeceksin. Çünkü seni terk ediyorum.
Bir değil 4 atom için. Bu doğru. Sen beni reddederken çok eğlenceli klorlarla
karşılaştım. PbCl4 oluşturacağız. Artık beni duymayacaksın. Bak
yıllar sonra akıllandım. Öğrendim ki aşk uzlaşmaymış. Senin yarılanmalarının
yarısı duruyor. Şimdi, sen git oraya. Taviz sırası sende. “
Bu , “yarı ömür günlerimiz “den. Mala, şiirlerinin
sadece kafiyeli değil aynı zamanda kimyasal olarak doğru olması için çok çaba
sarf eder. “Tembelden kimya”yı okumak konuyu tekrar etmenin güzel bir yolu.
Peki, şimdi bir örnek yapalım. Zaman göre değişimleri
görelim. Bu örnekte, plutonyum örneğinin
başlangıçtaki aktivitesini ve 17 yıl sonraki aktivitesini bulmamız isteniyor. Bu
problemi nasıl çözeriz bir bakalım. Öncelikle,
verilen bilgiye göre, bulmamız gereken ilk şey başlangıçtaki çekirdek
sayısı. Büyük NO ,başlangıçtaki çekirdek sayısı. Gram hakkında da
bilgi verilmiş, 0.5 gr var. Çekirdek sayısını bulmak için ilk olarak ne
yapmalıyım? Gramdan neye geçmeliyim? “mol.” Mol, doğru. Burada molekül
ağırlığını kullanmalıyız. Bu, izotop formunda verilmiş. Bu, 239. Çevirmede
kullanacağımız değer budur. Bu, bize molü verir. Peki
molden moleküle nasıl geçeriz? Avagadro
sayısı, 6.022*1023. 1 moldeki çekirdek
sayısı. 1.3*1021 çekirdek
buluruz.
Evet, başlangıçtaki çekirdek sayısını bulduk. Sıradaki
bulmamız gereken şey k. k, hız sabiti
yani burada bozunma sabitidir. Birinci derecede, k hakkında ne biliyoruz? Ne
için k’nın formülünü biliyoruz? Birinci derece
yarılanma süresi için, doğru. k, 0.6931/t1/2 ye eşittir. Bu soruda yarılanma süresi
verilmiş, genelde bu size verilir ya da buna bakabilirsiniz. Yerine koyalım.
0.6931/ 7.6*10-11 saniye. Sabitimiz buradan, 9.1*10-13 s-1
olur.
Şimdi, başlangıçtaki ve 17 yıl sonraki aktifliği
bulalım. Önce, başlangıçtaki aktifliği bulalım. Başlangıçtaki aktiflik, hız
sabiti* başlangıçtaki çekirdek sayısına eşit olur. Bunların ikisini de bulduk.
Değerleri yerine koyalım. (9.1*10-13 s-1)* ( çekirdek
sayısı 1.3*1021), 1.2*109 olur. Birim nedir? Bu bir, “hımmm” gibi. Anlaması zor.
“bir saniyedeki
çekirdek sayısı.”
Bir saniyedeki çekirdek sayısı yani ne? Bu, başka bir şeye eşit. Evet
bu Becquerel yani Bq’ya
eşit. Evet, tanım olarak bu, saniyedeki çekirdek sayısına ya da saniyedeki
bozunma sayısına eşittir.
Peki sonuncusunu yapalım.17 yıl sonra. Bir süre
sonraki aktiflik, başlangıçtaki aktiflik*e-kt
ye eşittir. Başlangıçtaki aktifliği bulduk, 1.2*109 Bq e üzeri -(9.1*10-13 s-1)(5.4*108
s). Burada, birimlerin birbirini götürmesi gerekiyor. Genelde burada hata
yapılır. 17 yıl yazarlar, ama hız sabiti saniye ile hesaplanmıştır.
Birbirlerini götürmez. Birimleriniz uyumlu olmasına dikkat edin. Burada,
saniyeler birbirini götürür.
Anlamlı rakamlarla işlemi
yaptığınızda bu,1.2*109 Bq’ya eşit olur. Bu
problemde bu terim anlamlı değildir.
Anlamlı rakam açısından,
başlangıçtaki aktiflik ve 17 yıl sonraki aktiflik aynı. Bu soruyu seçmemin
nedeni bir probleme değinmekti, radyoaktif atıklar. Bazı bileşiklerin bozunması
çok uzun zaman ister. Bu nedenle radyoaktif atıkların depolanması ve uzun süre
dayanacak konteynırlar söz konusu olur. Konteynırın radyoaktif atığa ne kadar
dayanacağını bulmanız gerekir. Bunun için bir deney yapamazsınız, konteynırın dayanıklı
olup olmayacağı konusunda tahmin yürüttüğünüz tarihte, onu tasarlayan kişi
yaşamıyor olabilir. Bu yüzden, radyoaktivite önemli bir meseledir. Başkanlık
seçimlerinde, iki adayın da nükleer enerjiyi savunup savunmamaları ile ilgili
şeyler duydunuz; her ikisi de, “üzerinde çok düşünülmesi gerekiyor, her şeyi
masaya yatırmalıyız. Düzgün bir enerji politikamız olacaksa, hiçbir şeyi gözden
kaçırmamalıyız.” Dediler.
Radyoaktif atıklar konusu ve
radyoaktiviteyi güvenli şekilde ele almak güncel ve önemli konular olmaya devam
edecek. Bunlar belki de gelecek yaşamınızda sizin uğraşacağınız konular
olabilir. Belki, yeni teknolojiler üretmeye çalışan bir bilim insanı olarak,
belki de mahallesine radyoaktif tesis kurulması konusunda oy kullanacak bir
vatandaş olarak. Kendi yakınlarına tesis yapılmadığı sürece, birçok insan
nükleer enerji konusunda mutludur. Ama bunlar sizin karşınıza çıkacak şeyler,
gelecekte bununla direk uğraşmasanız bile muhtemelen bu konuda oy
kullanacaksınız.
Evet, bu problemleri bu şekilde çözeceksiniz.
Peki, radyoaktivitenin tıptaki kullanımından bahsedelim. Radyoaktivite
kesinlikle arkadaşımız olabilir. En azından ilgi gerektiren bir konu. Bundan
ilk derste bahsetmiştim. Kimya bölümümüzün, Amerika Birleşik Devletleri
haberleri ve dünya raporları kimya bölümleri sıralamasında yıllardır birinci
olmasının nedenlerinde biri de, Profesör Alan Davidson’dan
bir patent sayesinde gelen ekstra para ile yaptığımız heyecan verici
çalışmalardır. 511-1 konuları ile yapılan ve çok para getiren buluşlardan bahsetmeyi
her zaman sevmişimdir.
Teknesyumun bir izotopunu kullandı. Şimdi, organ ve kemik
taramalarında, kalp görüntülemelerinde kullanılan en iyi tekniklerden biri. Son
zamanlarda göğüs kanserinde de kullanıldı. Amerika’da yılda 7 milyon kullanımı
tahmin ediliyor. Patenti, kardiyolit olarak alındı.
Temeli çok basit bir kimyadır. Bir d blok metalini, d blok metalinin izotopunu
kullanıyorsunuz. Ve bunun muhteşem d orbitalleri var.
Peki ne yaptı? Bu metalle bir koordinasyon bileşiği yaptı. Bir izotopunu. Ligandları buldu. Siyanür ligandları.
Bunlar sıradan ligandlardır. Siyanür ligandları içeren çok koordinasyon bileşiği gördünüz.
Gerekli kararlılık ve çözünürlük özelliklerini sağlamak için farklı ligandları denedi. Bu kadar.
Biraz radyoaktivite biraz da
inorganik kimya bilgisi kullandı. İnorganik kimyacıydı. Şimdi emekli. Ve basit
bir koordinasyon kimyasıyla MIT’ye özellikle kimya
bölümüne çok fazla para kazandırdı. Ve çok hayat kurtardı. Hayal etmek,
aslında, kimyacıların çok yaptığı bir şeydir. Sadece kanser ve organlar için
değil, hücreler ve sağlıklıyken nasıl çalıştıklarıyla ilgili de hayal kurmak.
Yakınlarda, kimya bölümünden Profesör
Alice Ting NIH öncü ödülü aldı. NIH, ulusal sağlık
enstitülerinin kısaltmasıdır. Öncü ödülleri, yeni fikirlerle gelen insanlar
için verilmeye başlandı. Bunlar, çoğu
insanın fon ayırmak istemediği fikirler. Çünkü bu fikirlerin işe yaramama
ihtimali var. Fakat işe yararsa, olağanüstü olur. Profesör Ting,
ödülü, canlı hücrelerdeki protein-protein etkileşimlerini görüntüleme
teknolojisini geliştirmek için aldı. Bu, insanların yapabilmeyi gerçekten çok
istedikleri bir şey. Böylece teknoloji geliştirmeye dahil oldu. Görüntüleme
teknolojilerini geliştirme, bir çok kimyacının yaptığı bir şeydir. Bu, kimyada
çok popüler bir alandır. Eğer bu konuya ilgi duyuyorsanız, Lisans Araştırma
Olanakları Programında, etrafınızda birlikte çalışacağınız çok kişi olacak.
Evet, bu birinci derece. Şimdi devam
edelim ve ikinci dereceden integrated hız kanunlarından bahsedelim. Sizin için küçük
bir türevimiz olacak, sizleri bu konuda uyarmayı severim, bazı formüller birden
ortaya çıkıyor, kayboluyor. Formüllerin nereden geldiğini bilmek istersiniz.
Geçen ders bahsetmiştik, bu, hız
kanunu için bir ifade. Hız sabitimiz var, A nın
derişimi katsayısı üsse geldi. 2 katsayısı bunun 2. Dereceden olduğunu
gösteriyor. Eğer üstte hiçbir şey yoksa o birdir. Reaksiyon derecesi pozitif,
negatif, tamsayı ya da rasyonel sayı olabilir. Bu 2. Dereceden yani üs 2.
1. Dereceden ifade de yaptığımız gibi
derişim ve zaman terimlerini ayırıyoruz. Derişim terimini bir tarafa atıyoruz.
Diğer derişim terimi de burada. Diğer tarafta ise hız sabiti ve zaman terimi var.
Şimdi integralini alalım. Çünkü bu bir integrated hız
kanunu. A nın başlangıç derişimi ile, t anındaki
derişim aralığında integralini alalım. Diğer tarafta ise sıfır anı ile t anı
aralığında integral alalım.
Bu ifadeyi alıp sayfanın başına
getiriyorum. Aynı ifade hiçbir şey değişmedi. Şimdi bu integrali çözelim. Bu
integrali çözerken, bu dönüşümler kitabınızın
en arkasında var. Oraya bakabilirsiniz. Çözelim. –(1/[A]t -1/[A]0), -kt’ye eşit olur. – işaretlerden kurtulalım. t anındaki
derişim bu tarafa atalım. Diğer tarafta da kt ve 0
anındaki derişim var. Bu ifade bir doğru denklemidir.
Tekrarlıyorum. Kinetik için deneysel
veri gereklidir. Verileri hesaplar ve çizersiniz. Birçok doğru denkleminiz
olur. Çünkü bu, verileri çizmekle ve reaksiyon derecesini denemekle ilgilidir. Burada
bir doğru denklemi var. Bunu çizelim. Bu doğrunun y ekseni ile kesişimi nedir?
Son 10 saniye.
Hepiniz doğru denklemini analiz
etmeyi biliyorsunuz. Burası 1/başlangıç derişimi. Peki burada eğim neye
eşittir? k. yani verileri zamana göre derişim değişikliği grafiği olarak
çizebilirsiniz. Eğer veriler 1/A nın derişimi – zaman
grafiği olarak çizilirse bir doğru elde edilir. Bu da 2. Dereceden olmasıyla uyumludur.
2. dereceden yarılanma süresi. 1.
Dereceden yarılanma süresi hakkında konuşmuştuk. Herhangi bir yarılanma süresi
maddenin yarısının harcanması için geçen süredir. Bunu yeniden yazalım. [A]t
yi başlangıç derişiminin
yarısı olarak yazalım. Burada t , t1/2 olur. bu yarılanma süresi. Bu
ifadeyi sadeleştirelim. 2 buraya gelir. Derişim terimlerini bir tarafa alalım.
Buradan, 1/maddenin başlangıç derişimi, kt1/2 ye eşittir.2.
dereceden yarılanma süresi , 1/(k*maddenin başlangıç derişimi) ne
eşittir. 2. Dereceden yarılanma süresi başlangıç derişimine
bağlıdır. 1. Dereceden yarılanma
süresinden çok farklı. Derişim ifadeleri birbirini götürmedi. Yani, 1.
Dereceden yarılanma süresinde, başlangıç derişimi yarılanma süresini etkilemez.
Ya da radyoaktif bozunmada, başlangıçtaki çekirdek sayısı yarılanma süresini
etkilemez. Ancak, 2. Dereceden yarılanma süresinde, başlangıç derişimi
önemlidir.
Tekrarlıyorum, kimya, deneyseldir.
Laboratuarda yaptığınız şey, reaksiyonun kaçıncı dereceden olduğunu bulmaya
çalışmaktır. Böylece verileri elde edersiniz. “Bunun 1. Dereceden mi 2.
Dereceden mi olduğunu bilmiyorum” diyebilirsiniz. 1. Dereceden reaksiyonda, derişimlerin ln’lerinin zaman
göre grafiğinin çiziyorsunuz. 2. Dereceden reaksiyonda ise (1/ derişim)-zaman
grafiği çiziyorsunuz. Böylece, verileri yerleştirir ve “(1/derişim)- zaman
grafiği çizersem doğru elde ederim. Eğer ln-zaman
grafiği çizersem grafik doğrusal olmaz. Yani 1. Dereceden değildir. Daha çok 2.
Dereceden reaksiyona benziyor. Tekrarlıyorum, reaksiyonun 1. Dereceden mi 2.
Dereceden mi olduğunu deneysel olarak belirliyoruz.
Peki. Şimdi kinetik ve denge
sabitlerinden bahsedelim. Denge sabitlerine geldiğimizde, bildiğiniz gibi çok
heyecanlanıyorum. Kinetik ve denge sabiti ilişkisine geldiğimiz zaman da çok
mutlu olduğumu tahmin edebilirsiniz.
Dengede neler olduğunu düşünmenin bir
yolu da, ileri reaksiyon ve geri reaksiyon hızlarının birbirine eşit olmasıdır.
Büyük K’dan yani denge sabitimizden bahsedebiliriz.
Küçük k, ise hız sabiti. A ve B’nin, C ve D’ ye dönüştüğü reaksiyonda denge
sabiti nedir? Üste ne yazmalıyım? Neyin derişimi? C’nin derişimi ve D’nin
derişimi yani ürünler. Altta da girenlerin derişimi, A ve B.
Bu reaksiyona bir de hız sabiti
açısından bakalım. Yukarıda k1 var, aşağıda ise k-1 .
İleri reaksiyonun hızı, k1*(A’nın derişimi)(B’nin derişimi) ne
eşittir. Geri reaksiyonun hızı ise, k-1*(C’nin derişimi)(D’nin
derişimi) ne eşittir.
Hızlarımız bunlar ve dengede bu
hızlar birbirine eşit olacak. Dengede; k1*(A’nın derişimi)(B’nin
derişimi), k-1*(C’nin derişimi)(D’nin derişimi) ne eşit olur. CD/AB,
k1/k-1 e eşit olur. Bu ifadeyi düzenleyip, hız
sabitlerini bir tarafa, derişim ifadelerini bir tarafa alırsak bu ifadeyi elde
ederiz. Bu ifadenin de neye eşit olduğunu biliyoruz. Büyük K. Yani, denge
sabiti, ileri tepkimenin hız sabiti/geri tepkimenin hız sabitine eşittir.
Burada denge sabitleri ve hız sabitleri arasındaki ilişkiyi gösteren bir ifade
var.
Bunun neden doğru olduğunu düşünelim.
Basit reaksiyonlar için denge sabiti, ileri hız bölü geri hıza eşittir.
Hız sabitlerine, kinetik terimleriyle bakarsak; K, 1’den büyükse, yani dengede
ürünler girenlerden fazlaysa, k1 ve k-1 nedir? k1,
k-1 den büyük müdür, küçük müdür? Doğru. İleri tepkimenin hız
sabiti, geri tepkimenin hız sabitinden büyüktür. Peki denge sabiti K, 1’den
küçükse, dengede ürünler mi fazladır, girenler mi? Girenler. Artık, denge
sabitlerini, hız sabitlerinin yardımıyla inceleyebilirsiniz. Çarşamba günü
örnekler yapacağız.
Peki. Son birkaç dakikada, sizi
birkaç terimle tanıştırmak istiyorum. Reaksiyonlar genelde tek aşamada değil
birkaç aşamada gerçekleşirler. Her aşamaya, basamak reaksiyonu denir.Toplam reaksiyonun sitokiyometrisine
bakarak onun hız kanunu ve derecesi bulunamaz. Ancak ara basamak
reaksiyonlarınki bulunabilir. Bir basamak reaksiyonda, yani reaksiyon
mekanizması bir aşamalı olduğunda, reaksiyon yazıldığı şekilde gerçekleşir ve
burada sitokiyometriyi kullanabiliriz. Mekanizmalı
olanlarda bu, kullanışlı olacak.
Hemen bir örneğe bakalım. Burada
ozonun ayrışması var. Gelecekte karşılaşacağınız önemli çevresel problemlerden
biri de bu. Net reaksiyon bu, ve
reaksiyon derecesini bulabilmek için sitokiyometriyi
kullanamazsınız. Ama alt reaksiyonlara bölerek, her alt reaksiyon için sitokiyometriyi kullanarak, her alt reaksiyon için hız
kanununu yazabilirsiniz.
İlk aşama, tek moleküllü yani unimoleküler aşama. Bir şey, iki şeye dönüşüyor. Molekülerlik, ürün oluşturmak için bir araya gelen
girenlerin molekül sayısı demektir. Tek moleküllü, bir şey bir ürüne dönüşüyor.
İki şey bir ürünü oluşturursa nasıl isimlendirildiğini bilen var mı? Bimoleküler. Bunlar testlerde, bir iki puanlık güzel
sorular. Çok zor değil, düşünmek çok kolay.
Tek moleküllü, örnekleri, ayrışmalar,
bozunmalar… Bimoleküler,
iki molekül bir ürünü oluşturuyor. Termoleküler, 3
giren 1 ürün oluşturuyor. Bu nadir olur. Bunun nadir olduğunu şöyle hatırlayın,
elinizde 3 tane tenis topu tutuyorsunuz ve bir ürün oluşturmak için aynı anda
bir araya geliyorlar. Bu çok zordur. 2 şeyin birleşmesi daha kolaydır. Bimoleküler daha çok görülür. Termoleküler
sık görülmez.
Peki. Burada her basamak için hız
kanununu yazalım. İlk basamakta - k burada yazılmamış ama her zaman okun
üstünde küçük k vardır- hız, k*girendir. Bimoleküler
için, orada k yazılı olduğunu düşünün. Hız neye eşit olur? Son 10 saniye çünkü
ders bitmek üzere. Evet, cevap en alttaki. Hız, k*bu iki giren. Basamakları
toplayıp, net girenleri bulabilirsiniz. “O” nun ara
ürün olduğuna dikkat edin. İlk basamakta oluşup, ikinci basamakta tükeniyor.
Bu, nedenle net tepkime denkleminde gösterilmiyor.
Gelecek ders, reaksiyon ara ürünleri
hakkında konuşacağız. Unutmayın, reaksiyon mekanizmasını doğru olduğunu
ispatlamak zorunda değilsiniz. Onlar elinizdeki verilerle uyumludur.